11 Mart 2013 Pazartesi

SORULAR

ingilizce sorular


Türkçe İngilizce Telaffuz
ne what WH+AT(it?o ne)
kim who WH+HUman ne insan
ne zaman when WH+EN (ne an)ka çan
niçin why WH+Y (NE+Ye)
nasıl how wH+oWh ne?ne? ka?w
nerede where WH+ERE Ne yer Nere
hangisi which WH+iç ha ng içi
kaç tane how many
ne kadar how much
ne kadar zamanda how long
ne kadar uzakta how far
ne zaman what time who WHO'Se
kimin whose       
A
How far ...? Ne kadar uzakta?
How long ...? Ne kadar zamanda?
What can I do? Ne yapabilirm?
Where can I find ....? Nerede .... bulabilirim?
Where can Iget .... ? Nerede .... alabilirim?
What's the matter? Sorun nedir?
What would you like? Ne istERDİNİZ iyorsunuz?
Can you jelp me? Bana yardım edebilir misiniz?
Can I help you? Size yardım edebilir miyim?
Do you have ....? Sizde .... var mı?
Can you show me ....? Bana ..... gösterebilir misiniz?

A

A
 A
 A
 A

BİLİNMESİ GEREKEN İLK 100 FİİL

INGILIZCEDE BiLiNMESi GEREKEN FiiLLER TOP 100 VERBS IN ENGLISH
ingilizcede bilmemiz gereken 100'e yakın filler verilmiştir.

Umarım öğrenirsiniz
accept
allow
ask
believe
borrow
break
bring
buy
can/able
cancel

change
clean

comb
complain
cough
count
cut
dance
draw
drink
drive
eat

explain
fall
fill
find
finish

fit
fix
fly
forget
give
go
have

hear
hurt
know
learn

leave
listen
live
look
lose
make/do
need

open
kabul etmek(Kabul edilenlerin isimlerini ak sepete atıyorlar)
izin vermek(alo demekle telefonda konuşmaya izin veriyoruz)
sormak
inanmak

ödünç almak (bizim sular akmıyor, borunuzu ödünç ver diyo manyak)
kırmak
getirmek
satın almak
-ebilmek
iptal etmek
değiştirmek
temizlemek
taramak

şikayet etmek (bu şikayet komple bir komplodur)
öksürmek (kızılderili öksürüğü ko-ugh kok kok diye öksürüyorlar)
saymak
kesmek
dans etmek
çizmek
içmek
sürmek
yemek
açıklamak

düşmek (FALez düşme yeri demek)
doldurmak
bulmak
bitirmek

uymak, uygun olmak (fitiz alacağımız vereceğimiz birbirine UYGUN )
sabitleştirmek, onarmak ( FİXSİR tamir eden iksir, 5 e fixmiyiz)
uçmak
unutmak
vermek
g
itmek
sahip olmak

işitmek  EAR kulaksa HEAR işitmektir tabiki 
incitmek, incinmek
bilmek

öğrenmek (nörün ingilizce lörün, ney ney ingilizce öğrün)
terk etmek (his liiv liv - ney ney livi leave etmiş yani ölmüş
dinlemek
yaşamak
bakmak
kaybetmek
yapmak

ihtiyacı olmak (osmanlılar ihtiyaç sahiplerini niğdeye yerleştirmiş)
açmak

close/shut
organise

pay
play
put
rain
read
reply
run
say
see
sell

send
sign
sing
sit
sleep
smoke
speak

spell
spend
stand
start/begin
study

succeed
swim
take
talk
teach
tell
think
translate
travel

try
turnoff
turnon

type
understand
use
wait

wakeup
want
watch
work

worry
write
kapamak
düzenlemek, kurmak
ödemek (her kez payına düşeni ödesin - ay pay pay)
oynamak, [müzik aleti] çalmak
koymak
yağmak
okumak
cevap vermek

koşmak
söylemek (SAY İLE SÖYlemek arasındaki ilginç ilişki)
görmek
satmak (AY SELL TURKCELL hattım satıyorum)
göndermek (kaç sent gönderdin vat sent send)
imzalamak
[şarkı] söylemek, [kuş] ötmek
oturmak

uyumak
sigara içmek
konuşmak

harf harf söylemek (spellberg kekemeymiş harf harf söylermiş)
harcamak (sipend yani sipaliler end oldu harcayınca)
beklemek (mustafa standda bekliyor)
başlamak
[ders] çalışmak (sıtadda ders çalışıyor)
başarmak (saksı çalışırsa saksıd edersin başarırısın)
yüzmek
almak
konuşmak
öğretmek
anlatmak
düşünmek
tercüme etmek, çevirmek
seyahat etmek, yolculuk yapmak

denemek (ay tıray TIRı sürmeye çalışıyorum)
[tv, ışık] kapamak
açmak

daktilo veya klavye ile yazmak (tip taypır tapır tapır yazardı eskiden)
anlamak
kullanmak

beklemek (vi veyt veytress garsoniyeyi bekliyoruz hep geçler )
uyandırmak (biz ce yapıyoz onlar veyk yapıyorlar veykyap uyandır)
istemek
[tv] izlemek
çalışmak

kaygılanmak (very wory worm çok kaygılanıyorum kurtlardan)
yazmak
ilginç
EAR kulak HEAR işitmek (ŞAZ-LİR ise
EAT yemek MOUTH ağız   -  eat = YUTMAK?
DİL dil TALL anlatmak TALK konuşmak TONGUE dil
SAY = SÖYlemek

10 Mart 2013 Pazar

UNCHAİN MY HEART

Unchain my heart baby let me be
Cause you don't care please set me free

Unchain my heart
Baby let me go
Unchain my heart
Cause you don't love me no more
Every time I call you on the phone
Some fella tells me your not at home
Unchain my heart set me free

Unchain my heart
Baby let me be
Unchain my heart
Cause you don't care about me
You got me sewed up like a pillow case
But you let my love go to waist
Unchain my heart set me free

I'm under your spell
Like a man in a trance
You know darn well that I don't stand a chance
Unchain my heart let me go my way
Unchain my heart you worry me night and day
I live a life of misery
And you don't care a bag of beans for me
Unchain my heart set me free



Unchain my heart - ray charles

Unchain my heart, baby let me be
Kalbimi serbest bırak, bebek izin ver
Unchain my heart 'cause you don't care about me
Kalbimi serbest bırak, çünkü beni umursamıyorsun
You've got me sewed up like a pillow case
Beni yastık kılıfı gibi örülmüş sandın
but you let my love go to waste so
Ama aşkımı harcamam için gitmeme izin veriyorsun
Unchain my heart, oh please, please set me free
Kalbimi serbest bırak, oh lütfen, özgür bırak beni

Unchain my heart, baby let me go
Kalbimi serbest bırak, bebek gitmeme izin ver
Unchain my heart, 'cause you don't love me no more
Kalbimi serbest bırak, çünkü beni artık sevmiyorsun
Ev'ry time I call you on the phone
Seni her telefonla aradığımda
Some fella tells me that you're not at home so
Bir adam evde olmadığını söylüyor
Unchain my heart, oh please, please set me free
Kalbimi serbest bırak, oh lütfen, özgür bırak beni

I'm under your spell like a man in a trance
Transtaki bir adam gibi büyünün altındayım
But I know darn well, that I don't stand a chance so
Ama yamayı iyi biliyorum, bir şansı denemiyorum
Unchain my heart, let me go my way
Kalbimi serbest bırak, yolumdan gitmeme izin ver
Unchain my heart, you worry me night and day
Kalbimi serbest bırak, gece gündüz endişeleniyorsun
Why lead me through a life of misery
Neden beni acı yaşamına itiyorsun
when you don't care a bag of beans for me
Benim için çanta dolusu adamı umursamazken
So unchain my heart, oh please, please set me free
O zaman kalbimi serbest bırak, oh lütfen, beni özgür bırak

I'm under your spell like a man in a trance
Transtaki bir adam gibi büyünün altındayım
But I know darn well, that I don't stand a chance so
Ama yamayı iyi biliyorum, bir şansı denemiyorum
Unchain my heart, let me go my way
Kalbimi serbest bırak, yolumdan gitmeme izin ver
Unchain my heart, you worry me night and day
Kalbimi serbest bırak, gece gündüz endişeleniyorsun
Why lead me through a life of misery
Neden beni acı yaşamına itiyorsun
when you don't care a bag of beans for me
Benim için çanta dolusu adamı umursamazken
So unchain my heart, oh please, please set me free
O zaman kalbimi serbest bırak, oh lütfen, beni özgür bırak
(please set me free)
(lütfen beni özgür bırak)
Oh won't you set me free
Oh, beni özgür bırak
(please set me free)
(lütfen beni özgür bırak)
Woah, set me free
beni özgür bırak
(please set me free)
(lütfen beni özgür bırak)
Woowow, set me free little darlin
beni özgür bırak küçük sevgilim
(please set me free)
(lütfen beni özgür bırak)
Oh won't you set me free
beni özgür bırak



un chain my heart - joe cocker

Unchain my heart baby let me be,
Çöz kalbimi bırak da yoluma gideyim,
Cause you don't care please set me free
Çünkü artık umrunda değilim özgür bırak beni.
***
Unchain my heart.Baby let me go
Çöz kalbimi,Bebeğim bırak da gideyim.
Unchain my heart.Cause you don't love me no more
Çöz kalbimi,
Çünkü artık sevmiyorsun beni.
Every time I call you on the phone. Some fella tells me your not at home
Her aradığımda seni,Cıkıp evde yok diyor adamın biri.
Unchain my heart set me free
Çöz kalbimi özgür bırak beni.
***
Unchain my heart
Baby let me be
Unchain my heart
Cause you don't care about me
You got me sewed up like a pillow case
But you let my love go to waist
Unchain my heart set me free
Çöz kalbimi,
Bebeğim beni benimle bırak.

Çöz kalbimi,
Çünkü artık umrunda değilim.

Kalbimi bir yastık gibi deldin,
Askımı bel hizasına getirdin * *
Çöz kalbimi özgür bırak beni.
***
I'm under your spell
Like a man in a trance
You know darn well that I don't stand a chance
Unchain my heart let me go my way
Unchain my heart you worry me night and day
I live a life of misery
And you don't care a bag of beans for me
Unchain my heart set me free

Bana büyü yaptın,
Transta gibiyim.

Lanet olası hiç şansım yok biliyorsun,
Çöz kalbimi bırak da yoluma gideyim.

Çöz kalbimi gece gündüz kahrediyorsun beni,
Perişan haldeyim.

Ve ben hiç umrunda değilim,
Çöz kalbimi özgür bırak beni.

En Sık Kullanılan İngilizce Cümleler

En Sık Kullanılan İngilizce Cümleler

İngilizce En Sık Kullanılan Cümleler ingilizcede en sık kullanılan kısa cümleler

1. I see..........Anlıyorum

2. I quit!..........İstifa ediyorum, bırakıyorum, vazgeçiyorum.

3. Let� go!..........Gidelim

4. Me too..........Ben de

5. My god!..........Aman Tanrım

6. No way!..........Olamaz! Hiçbir şekilde, hiçbir yol,

7. Come on..........Yapma, hadi

8. Hold on..........Bekle

9. I agree..........Aynı fikirdeyim

10. Not bad..........Kötü değil

11. Not yet..........Henüz değil

12. See you..........Görüşürüz

13. Shut up!..........Kapa çeneni

14. So long..........Hoşça kal, oldukça uzun

15. Why not?..........Neden olmasın

16. Allow me..........Bana izin ver

17. Be quiet!..........Sessiz ol

18. Cheer up!..........Neşelen

19. Good job!..........İyi iş

20. Have fun!..........İyi eğlenceler veya eğlen

21. How much?..........Ne kadar

22. I'm full..........Tokum.

23. I'm home..........Evdeyim

24. I'm lost..........Kayboldum.

25. My treat..........Bu benden.

1. So do I----------Bence de

2. This way----------Buradan ya da bu şekilde

3. After you----------Senden sonra

4. Bless you!----------Çok yasa!

5. Follow me----------Beni takip et

6. Forget it!----------Unut onu, unut gitsin

7. Good luck!----------İyi şanslar

8. I decline!----------Reddediyorum

9. I promise----------Söz veririm

10. Of course!----------Tabiî ki

11. Slow down!----------Yavaşla

12. Take care!----------Kendine iyi bak, dikkat et

13. They hurt----------Onlar acıtır, bu incitir

14.Try again----------Tekrar dene

15. Watch out!----------Dikkat et!

16. What's up?----------Ne haber?

17. Be careful!----------Dikkatli ol!

18. Bottoms up!----------Şerefe! İçkiyi bir yudumda bitirmek. Fondip yapmak

19. Don't move!----------Kımıldama!

20. Guess what?----------Tahmin et ne (oldu)?

21. I doubt it----------Ondan şüpheliyim, Ondan şüphe ederim.

22. I think so----------Sanırım öyle

23. I'm single----------Bekârım

24. Keep it up!----------Aynen devam et!

25. Let me see----------Bir bakayım

1. He has a large income----------Onun kazancı çok, iyi para kazanıyor

2. He looks very healthy----------O çok sağlıklı gözüküyor

3. He paused for a reply----------Cevap vermek için durdu

4. He repaired his house----------O onun evini tamir etti

5. He suggested a picnic----------Piknik yapmayı önerdi

6. Here's a gift for you----------Bu senin için bir hediye, işte hediyen!

7. How much does it cost? ----------O ne kadar tutuyor, maliyeti nedir?

8. I caught the last bus----------Son otobüse yetiştim

9. I could hardly speak----------Zorlukla konuşabildim

10. I'll have to try that----------Bunu denemek zorundayım

11. I'm very proud of you----------Seninle gurur duyuyorum

12. It doesn't make sense----------Bunun bir anlamı yok

13. Make yourself at home----------Kendini evdeymiş gibi hisset

14. My car needs washing----------Arabamın yıkamaya ihtiyacı var

15. None of your business! ----------Seni ilgilendirmez

16. Not a sound was heard----------Sessizlik hâkimdi, çıt yoktu

17. That's always the case----------Her zaman öyledir.

18. The road divides here----------Yol burada ayrılıyor

19. Those are watermelons----------Bunlar karpuz

20. What a nice day (it is)! ----------Ne güzel bir gün!

21. What's wrong with you? ----------Neyin var?

22. You are a chicken----------Sen bir ödleksin

23. A lovely day, isn� it? ----------Hoş bir gün, (öyle) değil mi?

24. He is collecting (saving) money----------Para biriktiriyor

25. He was born in New York----------O New York da doğdu
 
 
1. Never mind----------Boş ver, zararı yok

2. No problem!----------Sorun yok!

3. That's all!----------Hepsi bu, bu kadar.

4. Time is up----------Zaman doldu, süre bitti.

5. What's new?----------Ne haber

6. Count me on----------Count me in=Ben varım, beni de sayın.

7. Don't worry----------Endişelenme

8. Feel better----------Daha iyi hissetmek, daha iyi olmak

9. I love you!----------Seni seviyorum.

10. I'm his fan---------- Onun hayranıyım

11. Is it yours?----------Bu senin mi?

12. That's neat----------İlginç bir şey

13. Are you sure?----------Emin misin?

14. Do l have to?----------Yapmak zorunda mıyım?

15. He is my age----------O benim yaşımda

16. Here you are----------İşte buyurun (alın), işte buradasın

17. No one knows----------Kimse bilemez

18. Take it easy----------Rahatına bak, kafana takma, boşver

19. What a pity!----------Ne yazık!

20. Any thing else?----------Başka bir şey var mı?

21. To be careful!----------Dikkatli olmak

22. Do me a favor----------Bana bir iyilik yap

23. Help yourself----------Kendine yardım et

24. I'm on a diet----------Diyetteyim

25. Keep in touch----------Muhafaza et, irtibatı kesme, teması kesme.

1. Time is money----------Zaman paradır

2. Who's calling? ----------Kim arıyor, kim çağırıyor

3. You did right----------Doğru yaptın

4. You set me up!----------Bana tezgâh kurdun!

5. Can I help you?----------Yardım edebilir miyim?

6. Enjoy yourself!----------Eylenmene bak!

7. Excuse me,Sir----------Affedersiniz efendim

8. Give me a hand!----------Bana yardımcı ol, bana yardım et (şu işe bi el at).

9. How's it going?----------Nasıl gidiyor? Ne var ne yok?

10. I have no idea ----------Hiçbir fikrim yok

11. I just made it!----------Şimdi yaptım.

12. I'll see to it ----------O işi hallederim ben.

13. I'm in a hurry!----------Acelem var

14. It's her field ----------En iyi o bilir, onun alanı

15. It's up to you ----------Bu sana bağlı

16. Just wonderful!----------Harika!

17. What about you?----------Peki ya sen, bu konuda senin fikrin ne, sen bu konuda ne düşünüyorsun?

18. You owe me one----------Bana borçlusun

19. You're welcome----------Birşey değil

20. Any day will do----------Herhangi bir gün bana uğra

21. Are you kidding?----------Kafamı buluyor (tam Türkçe)

22. Congratulations!----------Tebrikler!

23. I can't help it----------Benim elimde olan bir şey değil.

24. I don't mean it----------Onu demek istemedim, onu kasdetmedim.

25. I'll fix you up----------Sizinle ilgileneceğim.w


kelime kalıpları

In my opinion ----- Bana göre, bence
I don't care ----- Umrumda değil
Anyway ----- Hr neyse
What's up? ------ Ne var ne yok?
What's the matter? ----- Problem ne?
God bless you! ------ Çok yaşa!
I guess ----- Sanırım
I see ------ Anladım, anlıyorum
I think ----- Bence
I mean ----- Yani, demek istediğim
It doesn’t matter ----- Önemli değil, bir önemi yok
I’m back ----- Döndüm, geri geldim
That’s it -----Hepsi bu!

Dont pull my leg ----- Dalga geçme
God forbids it ----- Allah korusun
I would rather ----- Tercih etmek
Wake you up? ----- Uyandırdım mı?
Don't worry ----- Endişelenme
Thanks to me ----- Benim sayemde
In other words ----- Diğer bir ifadeyle
By the way ----- Bu arada

Be right back ----- Hemen geri döneceğim
I'm on my way ----- Yoldayım


It's worth it ----- Ona değer
You deserve it ----- Onu hakediyorsun

We did it : Başardık.  

look after ----- Göz kulak olmak
Look for ----- Aramak
Look forward to ----- Dört gözle beklemek
Would you mind ----- Sakıncası yoksa
Benimde not aldigim cumle kaliplari var, belki yardimi olur.

agree - ayni fikirde olmak
responsibility - sorumluluk - i'm taking your responsiblity
bold - cesur
sure! - tabi ki! kesinlikle!
as - gibi
dormitory - yurt
argiculture - ziraat
rough - kabataslak
also - ayrica, birde
awake - uyanik
ash - kul
arrest - tutuklamak
wasted - bosa gecirmek (zaman) carcur etmek ..
whole - butun, komple
consolation - teselli - I tried to give you consolation
consume - tuketmek
first of all - oncelikle
can you say it again ? - tekrar soyleyebilir misin ?
dare - curret
how dare you ?- bu ne curret ?
how is it going - nasil gidiyor ?
how you doing ? - naber (new york aksani)
how is going your night ? - gecen nasil geciyor
jealous - kiskanmak ..
Like I Said - soyledigim gibi ..
based on a true story - gercek bir hikayeden alintidir
shy - utangac - she was so shy
embarrass - utandim
honestly - durust olmak gerekirse ..
to be honest - durust olmak gerekirse ..
sense of humor - mizah anlayisi - she has a great sense of humor
wolf paw - kurt pencesi - paw - pence
tempting - bastan cikarici, cezbedici
apology - ozur
abandon - terketmek - you can't abandon him
smell - koku smells - kokuyor
*worried - endişeli, kaygili
increase - artış
what are you up to - ne yapmak istiyorsun
compared - karsilastirmak / maybe compared to turkey - belki turkiyeyle karsilastirildiginda
interview - roportaj/gorusme
protect me - koru beni
fragrance - parfum
Justice - adalet
Whisper - fisilti, fisildamak.
probably - muhtemelen - probably not the same guy.
I guess >> sanırım
I see >> 'anladım, anlıyorum' anlamında
I think >> bence
I mean >> yani, demek istediğim
In my opinion >> bana göre, bence
I don't care >> umurumda değil
I don't mind >> farketmez, bana uyar
It doesn� matter >> önemli değil, bir önemi yok
I� back >> döndüm, geri geldim
I got it >> buldum! yaptım! ettim! vs. gibi
That� it >> hepsi bu!
actually >> sahiden, gerçekten, aslında
almost >> hemen hemen, neredeyse / I almost forgot! - neredeyse unutuyordum!
perhaps >> muhtemelen, belki
probably >> muhtemelen
unfortunately >> maalesef, ne yazık ki
fortunately >> neyse ki, neredeyse, iyi ki, Allahtan
also >> -de, -da, ayrıca
certainly >> tabi, elbette
recently >> son günlerde
currently >> şu an

Kolay gelsin.

Degistirme/ekleme :

Simdi baktimda yarisi kelimeymis =) olsun.

Aklima gelen bazi cumle kaliplari daha,

pull yourself together - toparla kendini / kendine gel
keep in touch - baglari koparmayalim seklinde / ayrilirken soylenir
take care - kendine iyi bak
It is up to you - sen bilirsin / sana kalmis
enjoy your meal - afiyet olsun
can you feel it - bunu hissedebiliyor musun ? / hissedebiliyor musun ?
i'm loving it - iste bunu seviyorum (mc donald's kullanir bol bol)

Totally worth it - Buna kesinlikle değdi
What are you talking about - Ne hakkında konuşuyosun
That's why i..... (diye bir cümle devam ediyor örnek olarak : That's why i hate multiplayer game , tarzında bir cümle olabilir. ) Bu yüzden....
Even - Bile,hatta


Don't push yourself so much ! - Kendini fazla zorlama
Fellow - Sınıf arkadaşı (Sınıf arkadaşı olarak "classmate" de olur ama bu daha samimi olarak.)
So,what's the point? - Konu nedir?

Dessert ve desert kelimeleri.

Dessert : Tatlı demek. (telaffuz : disört)
Desert : Çöl. (desırt)

I desire it ! - Bunu arzuladım.

Get out
Get out of here
Get the f*ck out of here

Defol.

-----------------

What is going on here?
What the hell is going on here?
What the f*ck is going on here?


Ne oluyor burda?

----------------

On the earth kalıbı,lanet olası gibi bir şey.Mesela eve gidiyorsunuz hiç tanımadığınız bir adam evde;

Who is this guy on the earth?

-----------------

Even kalıbı,bile demek.Sonrasında isim kullanılır.

Anyone can do that, even Ahmet.

Bunu herkes yapabilir, Ahmet bile.

---------------

Fish kelimesi bir yere yeni gidenlere denir.

-------------

He has got balls.

Cesur demektir.Siz anladınız.

-----------

Keep + doing something.Bir şeyi yapmayı sürdürmek,devam ettirmek.

I keep doing my homework.


Keep it yourself.

Kendine sakla.Kimseye söyleme.

-------------------

My nose is running.

Burnum akıyor.

-------------

Aklıma geldikçe eklerim ben. 



in fact >> aslında
actually >> sahiden, gerçekten, aslında
almost >> hemen hemen, neredeyse
perhaps >> muhtemelen, belki
probably >> muhtemelen
unfortunately >> maalesef, ne yazık ki
fortunately >> neyse ki, neredeyse, iyi ki, Allahtan
also >> -de, -da, ayrıca
certainly >> tabi, elbette
recently >> son günlerde
currently >> şu an


I guess >> sanırım
I see >> 'anladım, anlıyorum' anlamında
I think >> bence
I mean >> yani, demek istediğim
In my opinion >> bana göre, bence
I don't care >> umurumda değil
I don't mind >> farketmez, bana uyar
It doesn� matter >> önemli değil, bir önemi yok
I� back >> döndüm, geri geldim
I got it >> buldum! yaptım! ettim! vs. gibi
That� it >> hepsi bu!
so be it >> iyi öyle olsun/peki öyle olsun gibi anlamlarda kullanılabiliyormuş

Can you imagine? >> düşünebiliyor musun?
any question? >> sorusu olan?
be right there >> hemen geliyorum

Here we go >> gidiyoruz, başlıyoruz
Here we are, here i am >> işte geldik-geldim, burdayım!
Time to go-brekfast�>> gitme vakti, kahvaltı vakti�
Check it out >> izleyelim, bakalım
Take a look >> izleyelim, bakalım, görelim anlamında gene
as soon as possible >> en kısa zamanda, mümkün olduğu kadar çabuk, ilk fırsatta

Time� up >> süre bitti!
give up >> pes etmek

Hey there? >> orda mısın?
Shame on you >> utanmalısın, utan!

anyway �whatever >> her neyse
never mind >> unut gitsin, boşver
by the way --> bu arada (yazışmalarda, internette vs 'btw' diye de yazılabilir)
my way >> benim yönüm-tarzım (i do it my way mesela, istediğim şekilde yaparım,tarzımla yaparım-(Teşekkürler ''ÇekilinBenTercümanım'')
no way! >> olamaz!
get out my way >> çekilin yolumdan!
here near >> orda burda

Excuse Me ? >> bakar mısınız?, pardon, izninizle

done? >> bitti mi, yaptin mi anlamında
right? >> 'öyle değil mi?, değil mi?'

Not at all , No worries , Thats Ok , Thats Alright , No Problem,You're welcome >> birşey değil

what's up? >> ne var ne yok?, durum nedir? (Cevap olarak o andaki durumunu söyleyebilirsin. "Just hanging out" gibi mesela. ya da "nothing" "not much" kalıpları kullanılır - Teşekkürler ''ThoRiuM'')
what� the matter? >> sorun ne?, problem ne?
what� going on? >> neler oluyor?
How is it going? >> nasıl gidiyor?
How are you doing? >> nasılsın? nasıl gidiyor? gibi
What are you doing --> napıyorsun? naber? anlamlarında gene
What are you talking about? >> Sen neden bahsediyorsun? (Neden söz ediyorsun, ne diyorsun sen?)
What do you mean? >> Ne demek istiyorsun? - Neyi kastediyorsun?

Are you kidding me? >> Benimle dalga mı geçiyorsun?

i am doing good >> iyi gidiyor
Pretty good >> cok güzel anlaminda

there is no option-other way >> başka seçenek yok-başka yolu yok!
no option! >> seçenek yok!

take it easy >> Ağır ol,sakin ol
Cooldown �calmdown >> sakin ol!
be cool >> sakin ol
be smart >> akıllı ol
good for you >> aferin
do something >> birşeyler yap
give me a favor >> bana bir iyilik yap
dont get me wrong >> yanlış anlama

good appetite, bon appetite >> afiyet olsun
get well soon >> geçmiş olsun
god bless you >> çok yaşa
and the same to you >> sen de gör!
Have a heart! >> insaf be!

It's me 'xXx' >> 'Benim 'xXx' kapıdan girdin, kimsin diye soruldu vs gibi durumlarda

forgive me --> beni affet, bağışla

that`s none of your business >> bu seni ilgilendirmez!
What is it to you? ==> Sana ne ??
What is it to me? ==> Bana ne?

In other words >> başka bir deyişle

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Get out
Get out of here
Get the f*ck out of here >> Defol.

What is going on here?
What the hell is going on here?
What the f*ck is going on here? >> Ne oluyor burda?

On the earth kalıbı,lanet olası gibi bir şey.Mesela eve gidiyorsunuz hiç tanımadığınız bir adam evde;
>> Who is this guy on the earth?

Even kalıbı,bile demek.Sonrasında isim kullanılır.
Anyone can do that, even Ahmet. >> Bunu herkes yapabilir, Ahmet bile.

Keep + doing something.Bir şeyi yapmayı sürdürmek,devam ettirmek.
I keep doing my homework.
Keep it yourself >> Kendine sakla.Kimseye söyleme.

My nose is running >> Burnum akıyor. (Teşekkürler NuterX)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
bloody hell! -------Hadi ordan! (İngilizler kullanıyor)

keep it change-------Üstü kalsın

how nice can that be �gt; ne kadar iyi olabilir ki !?

keep your promise! �gt; sozunu tut!
forgive me �gt; affet
dont fool around �gt; oynama (argoda el-kol sakalasmasi esnasinda soylenendir)
dont under-estimate me! �gt; beni kucumseme!
take responsibility �gt; sorumluluk al !
get well soon �gt; geçmiş olsun
ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? �gt;
���an you understand what i mean?
���o u understand What im explaining to you?
���ngiltere ing.o u understand what i� explaining to you?
���merikan ing. do you know what i ** mean?
...........Do you understand what i am talking abouth?
you should defend me �gt; beni savunmalisin
dont take sides �gt; tarafff tutma!
hows your studies �gt; derslerin nasil
can you be open with me �gt; benimle acik ol
i wana be open with you �gt; seninle acik konusmak istiyorum
dont need to say much �gt; fazla soze ne gerek!
im bored of this conversation �gt; bu konudan sıkıldım
im boared of this place �gt; bu mekandan sıkıldım
thats the last place to go to �gt; o gidilecek en son yer
im here to doss �gt; gezmeye geldim buraya
pay attention to what i ** saying �gt; söylediklerimi dikkate al
theres some facts i need to explain �gt; anlatmam gereken gercekler var
take some time off �gt; biraz dinlenmelisin
take a break �gt; ara ver
your going over your limits �gt; sınırlarını asıyorsun!
watch your boundaries �gt; haddini bil!
i ** stressed out there days �gt; bu aralar gerginim
ive been stressed lately �gt; son zamanlarda gerginim
thanks to me �gt; benim sayemde
it has to be like this �gt; boyle olmasi gerekiyorr (Teşekkürler rzorone)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

what have you been up to ? == ne haltlar karistiriyorsun
shouldn't you be at work ? === iste olman gerekmez mi
you been keeping busy ? ==== yogunmuydun
Haven't we met before ? === daha once tanismamismiydik (tipik kizlara solenen yalan :)
couldn't be better === bundan iyi olamam
keeping my self busy === ugrasiyoruz iste
been up to no good === bir derdim yok
same as usual === herzamanki gibi
so-so === soyle boyle
let's go for a drink === hadi bisiler icelim
I'm snowed under === isim basimdan askin
have you met ? tanistiniz mi (sonuna isimde atabilirsiniz have you met mustafa gibi)
how you doing === nasil gidiyor
how you been === nasilsin
nice meeting you === tanistigimiza sevindim
what a pleasure to meet you === sizinle tanismak buyuk zevk
I'm glad to meet you === tanistigimiza memnun oldum
I have heard so much about you === sizin hakkinizda cok sey duydum
I'm sorry what was your name again ? === pardon ,isminiz neydi ( ismini yaklayamadinizda yada tekrar sorma ihtiyacinda )
how's with you === naber
can I call you back ? something has come up ? ben seni sona arayabilirmiyim . simdi bi sism ciktida
I won't keep you any longer === seni daha fazla tutmayayim
ready to roll ? === tuyelim mi
let's blow this pop stand === bu b*tan yerden gidelim
let's hit to road === yola koyulalim
I'll see you real soon === yakinda gorusuruk
catch you later === yakinda gorusuruz
let's get together soon === bi ara goruselim
see you then ==== soan gorusuruz
see you soon === yakinda gorusmek uzere
It's been a real pleasure === tanismaktan zevk duydum
(it was ) nice to see you === sizi gordugume sevindim good to see you dersenis ; sizi gordugum iyi oldu olur
retreat == kacalim
let's keep in touch === baglantimizi koparmayalim
I'll be in touch === ararim seni
sure == tabi ... mesela biri gecebilirmiyim yada su sandalyeyi alammi dediginde kisaca sure diyebiliriz
right on == cok dogru
i agree == ayni fikirdeyim
well said === aynen oyle
that's for sure === bu kesin
I have no problem with that === buna bi diyecegim yok herhangi bi problemim yok
it's good enough == yeterince iyi
it'll do == ise yarar
i like it == hosuma gitti
i love it == bayildim
i think it's great === bence harika
it couldn't be better yada never been better === daha iyisi olamaz
that's just what i needed === tam istegim yada ihtiyacim olan sey
i dig it == caktim olayi
i see what you meen === ne demek istedigini anladim
i know what you meen === ne demek istedigin biliyorum
i got you yada gotcha === anladim
i got it === anladim
get it yada do you get it == anladin mi
do you see what i meen === nedemek istedigimi anliyormusun
are you with me on this == bu konuda hemfikirmiyiz
not a chance === imkani yok
no way == dunyada olmaz yada olamaz
you missed the boat === meseleyi anlayamiyorsun
you are wrong == yaniliyorsun
that's not true == bu dogru degil
you'r dead wrong === tamamen yaniliyorsun
baloney === palavra
bullshit == sacmalik
that's load of crap === sacmaligin daniskasi
that's a big fat lie === bu koca bi yalan
that's out of the question === bu soz konusu olamaz
that's insane === bu cok sacma
it stinks yada it sucks yada it awful == berbat
i don't care for it == o beni acmadi
it's not my style == benim tarzim degil
i can't stand it === ona tahammul edemiyorum
it's not for me === bana gore degil
not a chance === imkani yok
you're out of luck === hic sansin yok
save your breath === bosuna nefes tuketme
over my dead body == cesedimi cignemen lazim :)
you don't have a leg to stand on === desteksiz atiyosun
you're way of base === mevzuya uzaksin
listen up yada here=== beni dinle
hear me out === lafimi sonuna kadar dinle manasinda
now hear this === iyice dinle kulaklarini acta dinle gibi
do i have your hear === beni dinliyormusun
look at this yada take a look at this === buna bak
I'm talking to you === sana soluyom
that's a sight for sore eyes === bakmaya doyum olmaz :)
did you heard what happened === olanlari duydun mu
guess what i just found out === bil bakalim ne ogrendim
you got a minute === bi dakkan var mi
can we talk === konusabilirmiyiz
make no bones about it === mirin kirin etme
here's the bottom line === demem o ki ...
what's your point === soylemek istedigin ne
what's the point === mevzu ne
read my lips === agzimdan cikani dinle
lay it on the line === acik acik soyle
cut the crap === kes sacmalamayi
stop beating around the bush === lafi dolandirip durma
so it would seem === oyle gorunuyor
as I've said === soledigim gibi ...
their bosom buddies == can ciger kuzu sarmasi
we're pretty tight === baya yakiniz
care if i join you === size katilmamda sakinca var mi
care to join us ? === bize katilmak istermisin
could i buy you a drink === size bi icki alabilirmiyim
could i have the next dance === sonraki dansi bana lutfedermisiniz
don't i know you from somewhere === sizi bi yerden taniyomuyum :)
let's get out of here == hadi burdan defolup gidelim
i'm standing behind you == senin arkandayim
you can count on me === bana guvenebilirsin
i'm here if you need me === bana ihtiyacin olursa burdayim
give it your best === elinden geleni yap
hang in there === dayan cesaretini yitirme
stick it out === sonuna kadar dayan
give it shot === bi dene
keep at it === israrla devam et
go on yada get going yada get moving == devam et
knock your self out === disini tirnagina tak
are you just going to sit there === orda oylece oturacan mi
is that it === bu kadar mi
that won't do it === bu ise yaramaz
just a minute === bi dakika
hold your horses == bekle biraz
every thing will come together === hersey yoluna girecek
there's time for everything == herseyin bir zamni vardir
take one day at a time === takma kafana
take good care of it == ona iyi bak
keep an eye on it === ona gozun gibi bak
now you've done it === simdi ayvayi yedin
slow down === yavas ol
be calm yada calm down yada calm yourself simmer down ==== sakinles
is he nuts == delimi ne
what's your deal === sorunun ney
have you lost your mind === kafayimi yedin
what's with you === neyin var
i don't get it === anlamadim
would lie to you === sana yalan solermiyim
let me myself clear === musade et derdimi bi anlatayim
allow me to clarify === musade etde aciklayim
you'r taking out of kontext === lafi baska yere goturuyosun
it's for sure === kesin
it's a sure thing === kesin
it's a clear as day === gun gibi ortada
any fool can see it == anlamamak icin gerzek olmak lazim
it's as good as done === oldu bitti
you can't fool me === beni kandiraman
that's the way it goes === hayat boyle
every cloud has a silver lining === her iste bi hayir vardir
by the way ... === bu arada ....
if you ask me ... === bana sorarsaniz ....
what was that === ne dedin anlamindandir
please write it out === yazarmisiniz lutfen
be my guest === elbette ,buyrun
sorry to be a bother === rahatsiz ettigim icin ozur dilerim
same to you === sanada
likewise=== bende , aynen
be there in a minute === bi dakka sona orda olurum
could i be excused === beni mazur gorurmusunuz
i didn't mean it that way === oyle olsun istemedim
i didn't mean it === onu kasdetmedim
i take the blame === suc benim
that's all right yada that's okay yada it's okey === onemli degil
dont worry about it === merak etme
smart-ass === ukala
watch it == dikkat et
watch yourself === gergin ortamda ayagini denk al anlaminda
as if i care yada like i care === sanki umrumda
i overslept === uyuya kalmisim
farewell === elveda

off yoruldum sira sizde :) (Teşekkürlerx2 Rainbow6)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Make yourself at home ---> Kendini evinde gibi hisset, rahatına bak
Be my guest ---> Keyfine bak demektir. Örneğin birisi "sandalyeye oturabilir miyim?" diye sorduğunca cevap olarak kullanılabilir. (Teşekkürler Fearless)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
I don't give a f*ck:Beni hiç ilgilendirmiyor.

I don't give a flying f*ck:Beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor.(Burda flying hiç katsayısını yükseltiyor)

Correct me if i'm wrong:Yanlışsam beni düzeltin.

Consider it done:Olmuş bil.

Fire away:Soru sormak

Are you high?:Kafan mı iyi? (Teşekkürler hammerdown)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
I can't be arsed... (to work, to go vs)
"Uğraşamam" gibi bir manası var. İngilizler falan kullanıyor genelde sanırsam.

Scooch over
Kenara kay... Koltukta oturan birine söylüyorsunuz mesela kenara kayıp yer açması için

Bir iki cesaret ve "ball" ilişkisi.. :D
Balls of steel (yine cesur manasında... he's got balls of steel. )
He's got a pair. (Cesur manasında)

Balls! (Dammit! Goddamn! vs benzeri )

dragging one's feet (bir şeyi erteleyip durmak, oyalanmak.... "stop dragging your feet" )

pulling one's leg (kafa bulmak, kandırmak ... "Are you pulling my leg?" ) (Teşekkürler Draugnar)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

talk to my hand. ..............umrumda degilsin ilgilnmiyorum bir diger anlami shut up
safe and sound...............sag salim ulasmak
are you out of your f%#^]n mind?........ aklinimi kacirdin
irish twins.....1 sene aralikla dogan kardeslere deniyor:)
egg alert.......biri pirtladiktan sonra soylemesi erken uyari
deja boo.....ayni hallowen kostumunu her sene giymek
mac envy.......mac kullanicilarini kiskanma

"I just upgraded to Vista."
"I got a mac."
"BITCH!"
"That's a case of mac envy if I ever saw it."

no drama......hersey yolunda
food baby.....cok yediginizde gobek siser siskinligie deniyor
no hair of my balls.......butun enkaza ragmen iyimser olmak;)
cheappuccino.......dandik kahveye verdikleri isim bizde pki 3+1 ler gibi
cubicle coma..... sabah kotu kalktiniz fakat yogun bir gununuz var birden enerji gelir bu duruma deniyor.
ex with benefits....ayrilmis ciftlerin fiziksel birlesmesi
gay buffer....otobuste parkta hemcinsinizin yanina oturuken bir bosluk birakiriz o araligi verilen isim
shut up and keep talking!.......bir olayi anlatirken gereksiz detaylar veriliyorsa bu cumle soylenir.birak onuda ne oldu onu anlat gibi

sugar honey iced tea!

sugar....S
honey....H
iced.......I
tea........T

bunlar pek kullanilmaz tabi ama dikkatimi cekenler (Bunlar cidden çok uç kullanımlar ama eline sağlık tabi ki :) ''Teşekkürler rooftop'')

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

looking for --> aramak, göz gezdirmek, araştırmak. Cümlede: I'm looking for a job - İş arıyorum. Yani örneğin iş arıyorum derken I'm searching a job değil, I'm looking for a job şeklinde tercih edilir. Veya I'm looking for an action movie. DVD mağazasına giren birinin "bir aksiyon filmi arıyorum" demesi gibi.

Bir de şöyle bir örnek vereyim ki gerçekten yararı olacağına inanıyorum:

Örneğin: I'm looking for an action movie which has a horror theme at the same time.

Aynı zamanda korku içeriğine de sahip olan bir aksiyon filmi arıyorum.

Burada dikkat çekmek istediğim nokta "which" idir. Normalde Which ingilizcede "hangi" demektir. Fakat böyle cümlelerde which cümleyi birbirine bağlar. Eğer bahsettiğiniz şey bir nesne değil de kişiyse which değil who kullanırsınız.

Örneğin: I'm looking for someone who is too lazy. I've heard that he is working with you.

"Oldukça tembel olan birini arıyorum (yani buralarda olduğunu biliyor o tembel birinin, "şu tembel olan adam var ya hani, onu arıyorum" der gibi diyor). Seninle çalıştığını duydum."

Burada Who'dan önce gelen kelimeleri silelim. Sonuç Who is too lazy? şeklinde "Kim oldukça tembel?" şeklinde soru cümlesine dönüyor. Ama tüm cümleyi ele alınca yukarıdaki anlam çıkar.

Bu arada yeri gelmişken şunu da belirteyim, cümledeki I've heard that he is working with you bölümünde de who ile which'in görevine benzer görevde olan "that" vardır. Örneğin That he is working with you desek anlamsız bir cümle çıkar değil mi? Ama I've heard that şeklinde başlarsak eğer (veya başka bir fiil), ardından gelecek olan eyleme "-uğunu, -ığını, -üğünü" vs. gibi anlamlar ekler o that kelimesi. (bkz. "seninle çalış-"tığını" duydum)

Umarım düzgün anlatabilmişimdir. ( Teşekkürler Dante)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

fimlerde genelde duyabileceğimiz kalıpları anlamını bilmeyen arkadaşlar için buraya taşıman, onlar için yararlı olacaktır.

"What's up ?" konusuna takılmış insanlar 1. sayfada ve 4. sayfada dişe dokunur bir bilgi yok, kendi birikimimle biraz bilgi vereyim dedim.

"What's up?" aslında genelde cevap isteyen bir soru değildir. Mesela yolda yürürken bir arkadaşınız size "heey,what's up?" diyebilir. "hey buddy, how are you doing?" ya da "hey, how are you?" şeklinde cevap verebileceğiniz gibi, "not much." kalıbını kullansanızda yanlış olmaz. kafanıza göre "good,cloudy" falan da diyebilirsiniz. hatta yok ben espri yapcam derseniz "nothing's up" ya da "everything's down" da diyebilirsiniz. ama dediğim gibi "what's up" sorusu genelde konuşma başlatıcı bir sorudur, cevap verseniz de olur, vermesenizde.

Not: "what's up" ın ayrıca "ne oldu?" anlamı da vardır. örneğin; bir arkadaşınızla yürüyorsunuz, bir anda ayağınızı taşa vurdunuz ve hemen kenara çöktünüz, "ouch" falan dediniz işte, oda size "what's up ?" diyebilir.

konuşma dilinde wazzup ya da what up(whaddap) şeklinde okunabilir.

Hatta şu an amerikalı bir arkadaşımla konuşmamın bir kısmı;

...
- I wanna ask something
- yeah, what's up?
....

şeklinde kullanımına da ilk kez rastladım.(Teşekkürler SieGeRRR)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------



gül güle kullan,hayırlı olsun --> "Birbirine çok yakın kalıplar, bu yüzden söyle diyebiliriz İngilizce olarak, yeni Araba alan bir kişiye (örnek olarak); Güle güle kullan veya hayırlı olsun anlamında, Congratulations./May it go well."



banane --> bunun icin tavsiye So What (ayni karisilikta olmasada "ne var yane" anlaminda kullanilir. veya "Its nothing to do with me" It`s not my business, it`s not my problem veya I`m not interested (ilgilenmiyorum)...


whats chrome? =wassup? =whats new? --> naber
whats *****in'?=whats cranking?=What are you up to? --> naber la napıyon?
x = whats up (n'ber)
y= so so (soyle boyle, ehh iste) veya not so good, not so bad (ne iyi ne kotu)

chillin' --> rahat modda takılmak
ör:
A:yo mayne whass *****in?
B:Just chillin

...var mi? --> Is there a restaurant here? veya Do you have a lighter?

...istermisin? --> Do you want to drink a tea? (Cay icmek istermisin?)Would you like to drink a tea? ( Cay icmek istermiydiniz?)

...alabilirmiyim? --> Can I have this paper? (Bu kagidi alabilirmiyim?) veya May I have this paper? ( Ayni sekilde, fakat burada izin isteniyor May kullanildigi icin).


fuc.in cold --> hava çok soğuk olduğu zamanki verilen tepki

evim evim güzel evim > home, sweet home

-den dolayı,yüzünden -->due to/becouse of
.....due to:cansız bir nesne yüzünden->the school has been closed due to an outbreak of cholera(kolera salgını yüzünden okul kapandı)
.....becouse of:canlı varlıklar/eylemler yüzünden->we have missed the bus becouse of you!(senin yüzünden otobüsü kaçırdık!)
Bana şans dile-->"wish me luck" ya da "keep your fingers crossed"


hım,bi bakalim --> let me have a look ( misal size gosterilmek istenen birsey var (elbise, canta vs gibi ornekler olabilir).. bu kalip kullanilabilir.)

ne kadar surer? -->
..............how long will it take? ( misal bir araba tekeri degistiren birine sorulan kaliptir.ornekler cogaltilabilir, ders calisana, bulasik yikayana, yemek yapana sorulabilir.)

..............how long will you be? (misal, eve gelmekte olan bir sahisa sorulur. gelmen ne kadar surer anlaminda gibi... "how long are you gonna be" kalibida ayni anlami icerebilir...)
Dont make me hit you/beat you/kill you.--> Kendini bana öldürtme, dövdürtme!

He is a nerd --> Derslere cok calisan,inek

this is bullshit! - bu sacmalik

let me say something --> birsey diyecem

tell the truth --> dogruyu soyle!

you hear that --> duydun mu?

how nice can that be --> ne kadar iyi olabilir ki !?

keep your promise! --> sozunu tut!

dont fool around --> oyalanma manasına geliyor (gereksiz işlerle ugraşip boşa vakit harcayana soylenir) Düzeltildi (Teşekkürler Hatta)

dont under-estimate me! --> beni kucumseme!

take responsibility --> sorumluluk al !

ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? -->
...............Can you understand what i mean?
...............Do u understand What im explaining to you?
...............ingiltere ing.o u understand what i'm explaining to you?
...............amerikan ing.:do you know what i am mean?

dont be so bad --> bu kadar kotu olma

i have nobody --> kimsem yok

i said, give me that --> ver onu bana dedim!

can i get off, please --> inebilirmiyim lutfen (halk otobusunde iken kullanilir

can you tell me when to get off ? (nerede inecegimi soylermisiniz) ineceginiz duragi
bilmediginizde otobusteki birinden bu sekilde yardim alabilirsiniz)
daha akilda kalan bir kalip isterseniz kisaca
where do i get off da diye bilirsiniz.

you should defend me - beni savunmalisin

dont take sides - tarafff tutma!

hows your studies - derslerin nasil
can you be open with me - benimle acik ol

i wanna be open with you - seninle acik konusmak istiyorum

dont need to say much - fazla soze ne gerek!

im bored of this conversation - bu konudan sıkıldım

im bored of this place - bu mekandan sıkıldım

thats the last place to go to - o gidilecek en son yer

im here to doss - gezmeye geldim buraya

pay attention to what i am saying - söylediklerimi dikkate al

theres some facts i need to explain - anlatmam gereken gercekler var

take some time off - biraz dinlenmelisin

take a break - ara ver

your going over your limits - sınırlarını asıyorsun!

watch your boundaries - haddini bil!

i am stressed out these days - bu aralar gerginim

i�e been stressed lately - son zamanlarda gerginim

thanks to me - benim sayemde

it has to be like this - boyle olmasi gerekiyorr

To get rid of - Basindan savmak veya kurtulmak

To rip off - Kaziklamak, araklamak , yurutmek

i just cant get you out of my head >> seni aklımdan cıkaramıyorum

You are more than welcome >> Başımın üstünde yerin var.

you dont mean nothing at all to me.... benim için birsey ifade etmiyorsun..


Bazı deyim ve atasözleri (Teşekkürler jackosman)
....................................................................................

You can not teach an old dog new tricks. 

Eski köpeğe yeni numaralar öğretemezsin. [YANLIŞ] 

Ağaç yaşken eğilir. [DOĞRU] 

...................................................................................

Time is money. 

Zaman paradır. [YANLIŞ] 

Vakit nakittir. [DOĞRU] 

...................................................................................

Between the devil and deep sea. 

Şeytan ile derin deniz arasında. [YANLIŞ] 

Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. [DOĞRU] 

...................................................................................

It is never too late to mend. 

Onarmak için asla geç değildir. [YANLIŞ] 

Zararın neresinden dönersen kârdır. [DOĞRU] 

...................................................................................

Two heads are better than one. 

İki tane kafa bir taneden iyidir. [YANLIŞ] 

Akıl akıldan üstündür. [DOĞRU] 

...................................................................................

Many hands make light works. 

Birçok el, ışığı yakar. [YANLIŞ] 

Bir elin nesi var, iki elin sesi var. [DOĞRU] 

...................................................................................

Where there is life there is hope. 

Hayatın olduğu yerde umut vardır. [YANLIŞ] 

Çıkmadık candan ümit kesilmez. [DOĞRU] 

...................................................................................

Once thief, always a thief. 

Bir defa hırsız olursa, her zaman hırsızdır. [YANLIŞ] 

Alışmış kudurmuştan beterdir. [DOĞRU] 

...................................................................................

Walls have ears. 

Duvarların kulağı vardır. [YANLIŞ] 

Yerin kulağı var. [DOĞRU] 

...................................................................................

As you make your bed, so you lie on it. 

Madem yatağını yaptın, şimdi üzerine yat. [YANLIŞ] 

Kendi düşen ağlamaz. [DOĞRU] 

...................................................................................

The apples on the other side of the wall are the sweetest. 

Duvarın diğer tarafındaki elmalar daha tatlıdır. [YANLIŞ] 

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür. [DOĞRU] 

...................................................................................

A burnt child dreads the fire. 

Yanmış çocuk ateşten korkar. [YANLIŞ] 

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer. [DOĞRU] 

...................................................................................

All his geese are swans. 

Onun bütün kazları kuğudur. [YANLIŞ] 

Kuzguna yavrusu şahin görünür. [DOĞRU] 

...................................................................................

Give a dog a bad name and hang him. 

Bir köpeğe kötü isim tak ve onu idam et. [YANLIŞ] 

Adamın adı çıkacağına canı çıksın. [DOĞRU] 

...................................................................................

Cleanliness is next to godliness. 

Temizlik dindarlığın yanındadır. [YANLIŞ] 

Temizlik imandan gelir. [DOĞRU] 

...................................................................................

All truth is not always to be told. 

Bütün gerçekler her zaman söylendiği gibi değildir. [YANLIŞ] 

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. [DOĞRU]


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Dökümanlar

İngilizce Öğrenme Kılavuzu : Faydalı olabilir, bi göz gezdirmenizde yarar var. 315 kb zaten
http://www.gezginler.net/modules/mydownloads/singlefile.php?download=ingilizce-ogrenme-kilavuzu&lid=2371

Eğitimofis'in hazırlamış olduğu Türkçe anlatım ingilizce eğitim seti, linkler sağlam hala
http://www.kullan.net/program_indir/6000-goruntulu-ingilizce-egitim-seti-turkce-anlatim.html

Sözlük olarak Redhouse 3'ü öneririm kesinlikle. Yaklaşık olarak boyutu 700 mb. İnternette kolay bi araştırmayla bulabilirsiniz. Yeni sürümü çıkmış sanırım 3.1, kullanmadığım için birşey söyleyemiyorum şu an.

Program olarak Tell Me More eğitim setini önerebilirim. Siz arayıp bulun onu burdan paylaşmayalım + Olarak piyasada Daylight, Rosetta Stone gibi başka setler de var. Hepsine göz gezdirin, hangisi hoşunuza giderse onu kullanın. Ama okuduğum kadarıyla Tell Me More daha çok tavsiye ediliyor, bilginize.

KPDS ve ÜDS de En Çok Çıkan 500 Kelime

KPDS ve ÜDS de En Çok Çıkan 500 Kelime
 
1 abate : azalmak
2 abolish : yürürlükten kaldırmak
3 accelerate : hızlandırmak
4 accomplish : başarmak
5 accountfor : hesabını vermek, açıklamak
6 achieve : başarmak
7 acquire : kazanmak
8 act : hareket etmek
9 act as : -lık yapmak, etme
10 act on behalf of : nin lehinde
11 activate : harekete geçirmek
12 activein/on : da aktif olmak
13 adapt : uyarlamak
14 adjust : uydurmak, ayarlamak
15 administer : yönetmek
16 admonish : uyarmak
17 adopt : evlat edinmek
18 advance : ilerlemek
19 advertise : ilan etmek
20 advise : öğüt vermek
21 advocate : desteklemek
22 add : eklemek
23 address : hitap etmek
24 aid : yardım etmek
25 align : düz bir yere koymak
26 allocate : pay etmek, bölüştürmek
27 allow : izin vermek
28 amend : düzeltmek, ıslah etmek
29 analyze : analiz etmek, çözümlemek
30 anticipate : tahmin etmek, sezinlemek
31 apply : başvurmak
32 appoint : tayin etmek
33 appraise : değer biçmek, değerlendirmek
34 approve : uygun bulmak, hoş karşılamak
35 arbitrate : hakem sıfatıyla karar vermek
36 arrange : düzenlemek
37 articulate : açıkça ifade etmek
38 ascertain : tahkik etmek, soruşturmak
39 assemble : monte etmek, kurmak
40 assert : ileri sürmek, iddia etmek
41 assess : değerbilmek
42 assign (was) : ayırmak, tahsis etmek
43 assimilate : benzetmek, özümlemek
44 assist : yardım etmek
45 assume : sanmak, üzerine almak
46 assure : temin etmek, söz vermek
47 attain : ulaşmak, erişmek
48 attend : devam etmek, gidip hazır bulunmak
49 audit : dinlemek, denetlemek
50 augment : artırmak, artmak
51 author : yazmak, yazarlık yapmak
52 automate : otomatikleştirmek
53 avoid : kaçınmak, çekinmek
54 backtrack : aynı yere geri dönmek
55 balance : dengede tutmak, karşılaştırmak
56 become : olmak, yakışmak
57 breakground : temel kazmak
58 brighten : şenlendirmek, aydınlatmak
59 bring : getirmek, neden olmak
60 bring out : ortaya çıkarmak, göstermek
61 budget : bütçe hazırlamak, planlamak
62 build : inşa etmek, kurmak
63 buy : satın almak
64 calculate : hesaplamak
65 calibrate : ince ayar yapmak
66 canvass : oy veya sipariş toplamak
67 catalogue : – in katoloğunu yapmak
68 chair : başkanlık etmek
69 challenge : meydan okumak
70 change : değiş(tir)mek, para bozdurmak
71 chart : tablosunu çıkarmak
72 check : önlemek, durdurmak, kontrol etm.
73 clarify : arıtmak, süzmek, açıklamak
74 classify : sınıflara ayırmak
75 clear : temizlemek, kurutmak
76 close : kapa(t)mak, sona erdirmek
77 coach : eğitmek, antrenman yaptırmak
78 co-author : ortaklaşa yazmak
79 co-develop : birlikte gelişmek
80 co-direct : birlikte yönetmek
81 collaborate : işbirliği yapm.forum.vatan.tc birlikte çalışmak
82 collect : toplamak, biriktirmek
83 co-manage : ortaklaşa yönetmek
84 command : emretmek, yönetmek
85 commend : emanet etmek, övmek
86 communicate : nakletmek, bildirmek, haberleşmk, iletişimk
87 compare : karşılaştırmak
88 compile : derlemek
89 complete : tamamlamak
90 compose : bestelemek
91 compute : hesap yapmak
92 computerize : bilgisayarla hesaplamak
93 conceive : tasarlamak, kurmak
94 conceptualize : kavramsallaştırmak
95 conciliate : gönlünü almak, yatıştırmak
96 condense : koyulaşmak
97 conduct : rehberlik etmek
98 confront : yüzleştirmek
99 conserve : korumak
100 consolidate : sağlamlaştırmak
101 construct : inşa etmek
102 consult : bakmak
103 contact : bağlantı kurmak
104 contract : kapmak (a tutulmak)
105 contribute : katkıda bulunmak
106 control : kontrol etmek
107 convert : dönüştürmek
108 convince : inandırmak, ikna
109 co-operate : işbirliği yapmak
110 co-ordinate : koordine etmek
111 correct : doğrulamak
112 correlate : karşılıkl ilişkisi olamak
113 correspond : uygun olmak, inkarş. bulmak
114 corroborate : doğrulamak
115 counsel : tavsiye etmek
116 create : yaratmak
117 critique : eleştiri yazısı
118 culminatein : en son noktaya erişmek
119 cultivate : yetiştirmek
120 dealwith : ile meşgul olmak
121 decide : karar vermek
122 decrease : azaltmak
123 defer : sonraya bırakmak
124 define : tanımlamak
125 delegate : yetki ile göndermek
126 deliver : teslim etmek
127 demand : talep
128 demonstrate : göstermek
129 deploy : açmak, yaymak
130 design : planını çizmek
131 detail : ayrıntılı olarak anlatmak
132 detect : ortaya çıkarmak
133 determine : kararlaştırmak
134 devastate : harap etmek
135 develop : geliştirmek
136 devise : tasarlamak, icat etmek
137 diagnose : teşhis etmek
138 direct : doğrulamak
139 discover : keşfetmek
140 discuss : tartışmak
141 disestablish : yerinden etmek
142 dispense : dağıtmak
143 display : göstermek
144 disprove : çürütmek
145 disregard own : aldırmamak, ihmal etmek
146 dissect : dikkatle incelemek
147 distribute : bölüştürmek
148 divert : dikkatini dağıtmak
149 document : belgelemek
150 double : katlamak
151 draft : taslağını çizmek
152 dramatize : drametikleştirmek
153 draw : resmini çizmek
154 drawattention : dikkat etmek
155 drive : araba sürmek
156 earn : kazanmak
157 edit : yayına hazırlamak
158 educate : eğitmek
159 effect : etkilemek
160 electrify : heyecanlandırmk
161 eliminate : elemek
162 embark on : -e başlamak, girişmek
163 embellish : süsleyerek güzelleştirmek
164 empathize : kendini başkasıyla özdeşleştirmek
165 employ : görevlendirmek
166 enable : imkan tanımak
167 enact : yasa çıkarmak
168 encourage : cesaretlendirmek
169 enforce : zorla kabul ettirmek
170 engineer : değişiklik yapmak
171 enhance : çoğaltmak
172 enlarge : genişletmek
173 enlist : askere almak
174 ensure : garantiye almak
175 entertain : eğlendirmek
176 equip : donatmak
177 establish : kurmak, tesis etmek
178 estimate : tahmin etmek
179 evaluate : değer biçmek
180 examine : incelemek
181 exceed : aşmak
182 execute : idam etmek
183 exercise : alıştırma yapmak
184 exhibit : göstermek
185 expand : genişlemek
186 experiment : deney yapmak
187 expiate : kefaret vermek
188 explain : açıklamak
189 express : ifade etmek
190 extract : seçip çıkarmak
191 fabricate : imal etmek
192 facilitate : kolaylaştırmak
193 familiarize : alıştırmak
194 fashion : biçimlendirmek
195 figure : biçim vermek
196 file : sıralamak
197 fill : doldurmak
198 filter : süzmek
199 finance : finanse etmek
200 find : bulmak
201 fix : düzenlemek
202 focus : bir noktaya toplamak
203 follow : izlemek
204 forecast : tahmin etmek
205 forge : devir dönmek
206 form : oluşturmak
207 formulate : formulleştirmek
208 forwardto : göndermek, sevk etmek
209 foster : beslemek
210 found : desteklemek
211 functionas : olarak işlev görmek
212 gain : kazanç elde etmek
213 gather : sonuç çıkarmak
214 generate : üretmek, oluşturmak
215 govern : yönetmek
216 graduate : mezun etmek
217 guide : klavuzluk etmek
218 handle : control altında tutmak
219 head : yönelmek
220 help : yardım etmek
221 hire : kiralamak
222 identify : tanımak
223 illustrate : örneklerle açıklamak
224 imagine : hayal etmek
225 implement : yerine getirmek
226 improve : geliştirmek
227 improvise : hemen söylemek
228 increase : çoğaltmak
229 index : sıralamak
230 indoctrinate : öğretmek
231 influence : etkilemek
232 inform : haberdar etmek
233 initiate : başlatmak
234 innovate : buluş yapmak
235 inspect : denetlemek
236 inspire : ilham vermek
237 install : yerleştirmek
238 instigate : kışkırtmak
239 instil : fikir aşılamak
240 institute : kurmak
241 instruct : bilgi vermek
242 instrument : çalgı çalmak
243 insure : garantilemek
244 integrate : bütünleşmek
245 interface : sınırlı olmak
246 interpret : yorum yapmak, tercümanlık yapmak
247 intervene : arada olmak
248 interview : röportaj yapmak
249 introduce : tanıştırmak
250 invent : icat etmek
251 inventory : sayım çizelgesi yapmak
252 invest : yatırım yapmak
253 investigate : soruşturmak
254 involve : içermek
255 judge : değerlendirmek
256 juggle : hile yapmak
257 justify : haklı çıkarmak
258 keep : korumak
259 kindle : tutuşturmak
260 launch : piyasaya sürmek, hızla atmak
261 lead : yönetmek
262 learn : öğrenmek
263 lecture : konferans vermek
264 legitimate : yasal olmak
265 leverage : etkilemek, kontrol etmek
266 liaison : bağlantı
267 lift : yükseltmek
268 listen : dinlemek
269 locate : yerini öğrenmek
270 log/document : kaydetmek deftere
271 maintain : sürdürmek
272 manage : başarmak
273 maneouvre : manevra yap(tır)mak
274 manipulate : elle işlemek, beceriyle kullanmak
275 map : haritasını çıkarmak
276 market : pazarlamak
277 master : e hakim olmak
278 measure : ölçmek
279 mediate : arabuluculuk etmek
280 meetwith : biriyle tanışmak
281 mentor : akıl hocası
282 minimize : azaltmak
283 model : modellik yapmak
284 modify : değiştirmek
285 monitor : kontrol etmek
286 motivate : motive temek, harekete geçirmek
287 navigate : yönlendirmek, gemi yolc. yapmak
288 negotiate : uzlaştırmak
289 nominate : tayin etmek
290 observe : dikkat etmek
291 obtain : içermek
292 offer : teklif temek
293 operate : ameliyat etmek, işletmek
294 optimize : iyimser olmak
295 orchestrate : uyarlamak
296 order : düzenlemek
297 organize : örgütlemek
298 originate : başlatmak
299 outmaneouvre : etkili hareket etmek
300 overcome : Üstesinden gelmek
301 oversee : göz kulak olmak
302 paint : boyamak
303 participate : katılmak
304 pass : geçmek
305 penetrate : in içine girmek
306 perceive : algılamak
307 perfect : mükemmelleştirmek
308 perform : rol oynamak, yapmak
309 permit : izin vermek
310 persuade : inandırmak
311 photograph : fotoğrafını çekmek
312 pilot : klavuzluk yapmk
313 pioneer : öncülük etmek
314 place : koymak, yerleştirmek
315 plan : planlamak
316 play : oynamak
317 playacentralrole : merkezi bir rol oynamak
318 playakeyrolein : anahtar bir rol oynamak
319 playanearlyrole : erken bir rol oynamak
320 position : yerleştirmek
321 predict : önceden bildirmek
322 prepare : hazırlamak
323 prescribe : tavsiye etmek
324 present : tanıtmak
325 preserve : devam ettirmek
326 preside : yönetmek
327 prevent : engellemek
328 print : yazdırmak
329 process : bilgisayarda denetlemek
330 procure : kazanmak
331 produce : Üretmek
332 profit : kar etmek
333 program : programlamak
334 project : yöneltmek
335 promote : terfi ettirmek
336 proofread : yanlışları düzeltmek
337 prophecy : kehanet
338 propose : önermek
339 prospect : araştırmak
340 protect : korumak
341 prove : kanıtlamak
342 provide : sağlamak
343 publicize : halka tanıtmak
344 publish : yayınlamak
345 purchase : satın almak
346 pursue : peşini bırakmamak
347 quadruple : dört katı olmak
348 question : soru sormak
349 quote : fiyat vermek
350 raise : doğmak, yükseltmek
351 ramrod : inat etmek
352 rank : sıralamak
353 realize : farkına varmak
354 reason : sebep olmak
355 receive : almak, kabul etmek
356 recognize : farkına varmak
357 recommend : tavsiye etmek
358 reconcile : barıştırmak
359 reconstruct : yeniden kurmak
360 record : kayıt yapmak
361 recruit : işe almak
362 rectify : iyileştirmek
363 redistribute : tekrar paylaşmak
364 reduce : zayıflamak, azaltmak
365 reenlist : yeniden askere almak, işe alma
366 re-evaluate : tekrar değerlendirmek
367 refer : atıfta bulunmak
368 refine : arıtmak
369 regulate : düzene sokmak
370 rehabilitate : ıslah etmek
371 rejuvenate : gençleştirmek
372 relate : ilişkilendirmek
373 relay : naklen yayınlamak
374 remove : silmek
375 render : ifa etmek
376 renegotiate : yeniden uzlaşmak
377 renounce : terk etmek, vazgeçmek
378 renovate : yenilemek
379 reorganize : yeniden organize etmek
381 replace : yer değiştirmek
382 report : rapor etmek, haber yazmak
383 represent : simgelemek, temsil etmek
384 request : gerektirmek
385 require : dilemek istemek
386 research : araştırmak
387 resolve : tekrar çözmek
388 respond : yanıtlamak
389 restore : yenilemek
390 restructure : yeniden tasarımlamak
391 retrieve : geri almak
392 revamp : yenilemek, değişiklik yapmak
393 review : eleştirmek
394 revise : gözden geçirmek
395 revitalize : güçlendirmek
396 revive : yeniden canlandırmak
397 revolve (about) : etrafında dönmek
398 rewrite : yeniden yazmak
399 risk : tehlikeye atlamak
400 salvage : mal kurtarmak
401 satisfy : memnun etmek
402 save : kurtarmak
403 save (money/time) : saklamak
404 schedule : saatini saptamak, listeye kaydetmek
405 score : skoru yazmak
406 screen : perdelemek, elemek
407 secure : güvenceye almak
408 select : seçmek
409 self-finance : kendi kendine finanse etmek
410 sense : hissetmek
411 separate : ayrı yaşamak
412 serve : hizmet vermek
413 service : bakımını sağlamak
414 setup : kurmak
415 sew : dikiş dikmek
416 shape : biçimlendirmek
417 share : paylaşmak
418 sharpen : kesinleştirmek
419 shift : değiştirmek
420 ship : göndermek
421 show : göstermek
422 sign : işaretlemek
423 simplify : kolaylaştırmak
424 sketch : tarif etmek
425 solace : avutmak
426 solidify : sağlamlaştırmak
427 solve : çözmek
428 sort : sınflamak
429 spark : kışkırtmak
430 speak : konuşmak
431 spearhead : öncü olmak
432 specify : açıkça belirtmek
433 stabilize : sağlamlaştırmak
434 staff : eleman sağlamak
435 start : başlamak
436 stimulate : harekete geçirmek
437 stop : durmak
438 straighten : düzeltmek
439 streamline : verimlilik düzeyini arttırmak
440 strengthen : güçlendirmek
441 structure : yapılandırmak
442 study : çalışmak, incelemek
443 substantiate : kanıtlamak
444 substitute : yerine geçmek
445 succeed : başarmak
446 suggest : önermek
447 summarize : özetlemek
448 supervise : denetlemek
449 supply : tedarik etmek
450 support : desteklemek
451 survey : incelemek, teftiş etmek
452 sustain : güçlendirmek
453 symbolize : sembolize etmek
454 synthesize : sentezle birleştirmek
455 systematize : sistemleştirmek
456 tabulate : çizelgelemek
457 takecharge of : sorumluluğunu üstlenmek
458 takethelead : liderliği ele geçirmek
459 talk : konuşmak
460 taskwith/to : görevlendirmek
461 teach : öğretmek
462 tend : eğilim göstermek
463 test : test etmek
464 tighten : sıkılaştırmak
465 time : zamanlamak
466 train : eğitmek
467 transcribe : uyarlamak
468 transfer : çevirmek
469 transform : dönüştürmek
470 translate : tercüme etmek
471 transmit : göndermek
472 travel : yolculuk etmek
473 treat : davranmak, elden geçirmek
474 triple : üç kat artmak
475 troubleshoot : sorunu bulup gidermek
476 tutor : özel öğretmen
477 type : daktilo kullanmak
478 uncover : meydana çıkarmak
479 understudy : dublörlük yapmak, yedek aktör
480 undertake : Üstlenmek
481 unify : birleştirmek
482 unit : birleşme
483 update : güncelleşmek
484 upgrade : yükselmek
485 use : kullanmak
486 utilize : kullanmak
487 validate : onaylamak
488 verbalize : açıklamak
489 verify : doğruluğunu kanıtlamak
490 vitalize : yeniden hayata döndürmek
491 volunteerto/for : gönüllü olmak
492 wade : geçmek
493 wash : yıkamak
494 weigh : tartılmak
495 win : kazanmak
496 withstand : karşı koymak
497 work : çalışmak
498 wring : bükmek, sıkıp suyunu çıkarmak
499 write : yazmak
500 yield : teslim olmak, ürün vermek